ABD Hava Kuvvetleri, İran operasyonlarında MQ-9 Reaper filosunda yaşanan ağır kayıpların ardından daha ucuz ve yüksek sayılarda üretilebilecek yeni insansız hava aracının geliştirme takvimini öne çekiyor.
Başlıklara göz atın
- Reaper filosunun yaklaşık dörtte biri kaybedildi
- Yeni programın adı: Massed Modular Aircraft
- 20 uçaklık hedef üç yıl öne çekilebilir
- Hedef fiyat 10 milyon dolar
- “Reaper’ın aynısını daha ucuza üretmeyeceğiz”
- Tek operatör birden fazla MMA yönetebilecek
- ABD yüksek sayıda üretilebilen bir filo istiyor
- General Atomics’ten Wildfire hamlesi
- Reaper dönemi sona ererken yeni savaş anlayışı şekilleniyor
ABD Hava Kuvvetleri, İran’a yönelik operasyonlarda önemli kayıplar veren MQ-9A Reaper filosunun yerini alması planlanan yeni nesil insansız hava aracının geliştirme ve üretim sürecini hızlandırıyor.
Hava Kuvvetleri’nin modernizasyondan sorumlu yetkilisi Korgeneral Christopher Niemi, 3 Eylül’de Pentagon’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Reaper’ın halefine yönelik çalışmaların zaten devam ettiğini ancak savaşta yaşanan kayıpların programın daha hızlı ilerlemesine neden olduğunu söyledi.
Niemi, ellerinde halen çok sayıda MQ-9A bulunduğunu ancak uçakların “endişe verici bir hızda” tüketildiğini belirtti. ABD Hava Kuvvetleri’nin yeni yaklaşımı, Reaper’ın bütün kabiliyetlerini daha pahalı bir platformla yeniden üretmek yerine, daha düşük maliyetli ve kaybedildiğinde hızla yerine konabilecek bir insansız hava aracı filosu oluşturmak üzerine kuruluyor.
Reaper filosunun yaklaşık dörtte biri kaybedildi
MQ-9 Reaper’ın hızlandırılmış halef programının arkasındaki en önemli neden, İran operasyonlarında yaşanan kayıplar.
Washington Post’un ağustos ayında üç ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberine göre, İran’a karşı operasyonların başlamasından bu yana en az 45 MQ-9 Reaper kaybedildi. Bu rakamın ABD’nin toplam Reaper envanterinin yaklaşık dörtte birine karşılık geldiği bildirildi. Mayıs ayında ABD Kongresi’ne verilen bilgilerde ise filonun yaklaşık 135 uçağa kadar gerilediği açıklanmıştı.
ABD Hava Kuvvetleri daha önce 189 uçaklık bir MQ-9 filosunu hedefliyordu. Ancak üretimin durdurulmuş olması ve mevcut uçakların muharebede kaybedilmesi, filonun kısa vadede yeniden büyütülmesini zorlaştırıyor.
General Atomics, MQ-9A üretimini 2025 yılında sonlandırdı. Hava Kuvvetleri bu nedenle kısa vadede mevcut MQ-9A gövdelerini satın almayı değerlendirirken, daha gelişmiş MQ-9B SkyGuardian’ın da yüksek maliyeti nedeniyle büyük miktarlarda tedarik edilmesi mümkün görünmüyor.
Yeni programın adı: Massed Modular Aircraft
ABD’nin Reaper’ın halefi için geliştirdiği programın adı Massed Modular Aircraft (MMA).
Pentagon’un Savunma İnovasyon Birimi (DIU), temmuz ayında program kapsamında savunma şirketlerinden teklifler toplamaya başladı. Amaç, MQ-9’un keşif-gözetleme, istihbarat, taarruz, elektronik harp ve haberleşme rölesi gibi görevlerini yerine getirebilecek ancak çok daha düşük maliyetli bir insansız hava aracı geliştirmek.
MMA konseptinin temel farkı burada ortaya çıkıyor. ABD Hava Kuvvetleri, yeni platformu tek tek kaybedildiğinde büyük stratejik ve mali kayıp yaratacak pahalı bir sistem olarak değil, gerektiğinde yüksek sayılarda sahaya sürülebilecek ve muharebede kaybedilmesi göze alınabilecek bir araç olarak tasarlıyor.
20 uçaklık hedef üç yıl öne çekilebilir
İlk planlamaya göre ABD Hava Kuvvetleri, MMA kapsamında ilk prototipi sözleşmenin imzalanmasından yaklaşık 21 ay sonra uçurmayı ve 2031 mali yılına kadar 20 göreve hazır uçak elde etmeyi hedefliyordu.
Ancak İran operasyonlarında yaşanan kayıpların ardından takvim yeniden değerlendiriliyor.
DIU’nun askeri yardımcısı Tümgeneral Joseph Kunkel, yeni yaklaşım kapsamında prototipin yaklaşık bir yıl içerisinde ortaya çıkarılması ve platformun yaklaşık üç yıl içerisinde seri şekilde sahaya sürülmesi hedefinin değerlendirildiğini açıkladı. Bu takvim gerçekleşirse MMA’nın ilk operasyonel unsurları 2029 civarında hizmete girebilir. Hava Kuvvetleri ise toplamda en az 180 MMA tedarik etmeyi planlıyor.
Hedef fiyat 10 milyon dolar
Yeni platformun en önemli özelliklerinden biri düşük maliyeti olacak.
Hava Kuvvetleri, MMA için uçak başına yaklaşık 10 milyon dolarlık bir fiyat hedefliyor. Bu rakam yalnızca temel hava aracını kapsıyor; sensörler, silahlar ve göreve özel diğer sistemler bu maliyetin dışında tutuluyor.
Karşılaştırma açısından ABD’nin Collaborative Combat Aircraft (CCA) programındaki uçaklar için hedeflenen birim maliyet yaklaşık 20 milyon dolar seviyesinde. MQ-9’un ise tam sensör ve görev ekipmanıyla birlikte maliyeti yaklaşık 50 milyon dolara kadar çıkabiliyor.
Bu nedenle Washington, yeni sistemde en gelişmiş ve en pahalı teknolojileri kullanmak yerine kanıtlanmış teknolojilere yönelmeyi planlıyor.
“Reaper’ın aynısını daha ucuza üretmeyeceğiz”
Korgeneral Niemi’ye göre MQ-9’un başarısının temelinde son derece ileri bir hava aracı teknolojisi bulunmuyor. Reaper’ın uzun süre havada kalabilmesi, yüksek irtifada uçması ve geniş menzile sahip olması, onlarca yıldır bilinen teknolojilere dayanıyor.
Bu nedenle ABD Hava Kuvvetleri, yeni platformda kritik olmayan alanlarda taviz vererek maliyeti aşağı çekmeyi hedefliyor.
MMA’nın uzun kanat yapısına sahip, turboprop motorlu ve ağır yük taşıyabilen bir uçak olması bekleniyor. Platformun yaklaşık 4 bin mil sınıfında bir menzile sahip olması ve CCA’lardan daha uzun süre görev yapabilmesi planlanıyor. Buna karşılık MMA’nın daha yavaş olması öngörülüyor.
Tek operatör birden fazla MMA yönetebilecek
ABD Hava Kuvvetleri’nin yeni platformda önem verdiği alanlardan biri de otomasyon.
MMA’nın MQ-9’dan daha yüksek seviyede otomasyon kabiliyetine sahip olması ve bir operatörün aynı anda birden fazla insansız hava aracını yönetebilmesi planlanıyor.
Ancak sistemin CCA programındaki kadar yüksek seviyede otonom olması beklenmiyor. MMA’nın kendi başına hedef arayıp silah kullanmasından ziyade, sensör veya mühimmat taşıyan bir “kamyon” gibi görev bölgesine ulaşması ve görevi insan kontrolü altında gerçekleştirmesi planlanıyor.
ABD yüksek sayıda üretilebilen bir filo istiyor
MMA programında maliyet kadar üretim kapasitesi de önem taşıyor.
ABD Hava Kuvvetleri, platformun ihtiyaç halinde üretiminin hızlı şekilde artırılabilmesini istiyor. Bunun nedeni, gelecekte büyük güçlerle yaşanabilecek yüksek yoğunluklu çatışmalarda insansız hava araçlarının günde onlarca kaybedilebileceği öngörüsü.
Bu yaklaşım, ABD’nin insansız hava araçlarına bakışında önemli bir değişime işaret ediyor. Çok pahalı ve az sayıda platformdan oluşan bir filonun yerine, daha basit ancak yüksek sayılarda üretilebilen sistemlerin kullanılması hedefleniyor.
Ayrıca platformların açık mimariye sahip olması planlanıyor. Böylece yeni sensörler, silahlar veya görev ekipmanları, bütün uçağın yeniden tasarlanmasına gerek kalmadan sisteme entegre edilebilecek.
General Atomics’ten Wildfire hamlesi
MQ-9 Reaper’ın üreticisi General Atomics de MMA programı için yeni bir platform geliştiriyor.
Şirketin Wildfire adını verdiği tasarım, General Atomics tarafından MMA programının gereksinimlerine cevap verecek şekilde geliştiriliyor. Şirket, platformun program kapsamında belirlenen gereksinimleri karşıladığını ve mevcut takvimden yıllar önce teslim edilebileceğini savunuyor. Ancak General Atomics henüz Wildfire’ın ayrıntılı teknik özelliklerini veya maliyetini açıklamadı.
ABD Hava Kuvvetleri ise MMA programında birden fazla şirketin yarışta kalmasını istiyor. Böylece hem maliyetlerin aşağı çekilmesi hem de farklı tasarımların üretime girmesi hedefleniyor.
Reaper dönemi sona ererken yeni savaş anlayışı şekilleniyor
ABD’nin MQ-9 Reaper’ın halefini hızlandırma kararı, yalnızca yaşlanan bir platformun değiştirilmesi anlamına gelmiyor. İran operasyonlarında yaşanan kayıplar, yüksek maliyetli ve nispeten az sayıdaki insansız hava araçlarının yoğun hava savunma ortamlarında ne kadar kırılgan olabileceğini de ortaya koydu.
Washington şimdi daha ucuz, daha hızlı üretilebilen, modüler ve gerektiğinde kaybedilmesi göze alınabilecek bir insansız hava aracı filosuna yöneliyor.
Bu yaklaşımın başarılı olması halinde MMA, MQ-9’un doğrudan teknik halefinden ziyade ABD Hava Kuvvetleri’nin yüksek sayıda insansız sistem kullanmaya dayalı yeni operasyon konseptinin temel unsurlarından biri haline gelebilir.


