İran ile ABD ve İsrail arasındaki gerilim yeniden tırmanırken bölgede diplomatik sürecin geleceğine ilişkin belirsizlik arttı. Son günlerde yaşanan karşılıklı saldırılar, haziran ayında imzalanan ateşkes mutabakatının fiilen çöktüğü yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Başlıklara göz atın
İran bölgedeki Amerikan üslerine füzeler ateşlerken ABD ise ülkenin birçok noktasını vurmaya devam ediyor.
ABD, salı gecesi ve çarşamba sabahı, İran Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemileri vurmasının ardından ülkede birçok noktayı hedef aldı.
Buna karşılık İran ise çarşamba günü Körfez ülkelerindeki ABD askeri unsurları ve altyapısını hedef aldı. Bunun üzerine ABD, çarşamba gecesi ve perşembe günü İran’ın güney kıyıları ile doğu eyaletlerinde, İran’ın iddiasına göre sivil altyapıyı da kapsayan 90 hedefe daha saldırı düzenledi. Böylece henüz üç haftalık ateşkes mutabakatı ciddi şekilde zedelendi.
İran Devrim Muhafızları da ABD ile imzalanan 60 günlük geçici ateşkes anlaşmasının çökmesi halinde uygulanacak savaş doktrinini yayınladı. 4 başlıklı doktrinde ABD askerlerinin doğrudan hedef alınması, Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ve ABD ile birlikte İran’a yönelik saldırılara katılan ülkelere yoğun füze saldırıları düzenlenmesi planları yer aldı. Doktrinin en dikkat çekici detaylarından biri ise Kızıldeniz’de ikinci bir cephe açma planı oldu.
Öte yandan İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik hava saldırıları ve operasyonları da ABD arabuluculuğunda ilan edilen ateşkese rağmen devam etti. Lübnan Ulusal Haber Ajansı, İsrail’e ait bir insansız hava aracının Nebatiye vilayetindeki Şukin ile Kefr Daccal arasında seyreden bir aracı hedef aldığını duyurdu.
Tüm bu gelişmeler, İran ile ABD arasında devam eden diplomatik sürecin geleceğini yeniden tartışmaya açtı.
Trump “Bitti” dedi, Washington müzakereleri tamamen kapatmadı
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında yaptığı açıklamada İran ile imzalanan mutabakatın “kendisi açısından sona erdiğini” söyledi ve Tahran yönetimine yönelik sert ifadeler kullandı.
Buna karşın Bir ABD’li yetkili, Al Jazeera’ya yaptığı açıklamada, bu hafta iki gün boyunca İran’a yönelik saldırılar düzenlenmesine rağmen Washington’ın Tahran ile müzakerelere bağlı kalmayı sürdürdüğünü ve kalıcı bir barış anlaşmasına yönelik teknik görüşmelerin devam edeceğini söyledi.
Ancak İran yönetimi, ABD saldırıları devam ettiği sürece yeniden müzakere masasına oturmayacağını duyurdu.
Peki barış görüşmeleri ne zaman başlayacak?
Taraflar, 17 Haziran’da imzalanan mutabakat kapsamında 60 günlük bir ateşkes dönemi üzerinde uzlaşmıştı.
Planlamaya göre bu süreçte;
- İran’ın nükleer programı,
- yaptırımların kaldırılması,
- Hürmüz Boğazı’nın geleceği,
- İran’ın dondurulan varlıkları,
- uzun vadeli güvenlik düzenlemeleri
gibi başlıklarda kapsamlı bir barış anlaşmasının müzakere edilmesi hedefleniyordu.
İlk doğrudan temaslar İsviçre’de gerçekleşirken, daha sonra teknik görüşmeler Katar’ın başkenti Doha’da devam etti.
Müzakerelerin, İran’daki cenaze törenlerinin tamamlanmasının ardından yeniden başlaması bekleniyordu. Ancak bu yeni çatışmalar nedeniyle görüşmelerin takvimi belirsiz hale geldi.
Mutabakat zaptında hangi maddeler yer alıyordu?
Taraflar arasında imzalanan mutabakat beş temel başlık içeriyordu.
- İran’da çatışmaların durdurulması
- Lübnan dahil tüm cephelerde ateşkes
- Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilere açık tutulması
- İran’ın nükleer silah geliştirmeyeceği taahhüdü
- ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları kaldırması
Mutabakatın amacı, iki aylık ateşkes sürecini kalıcı bir barış anlaşmasına dönüştürmekti.
Taraflar birbirini neden anlaşmayı ihlal etmekle suçluyor?
İran, ABD’nin yeni saldırılar düzenleyerek mutabakatı ihlal ettiğini savunuyor. Tahran ayrıca Washington’ın İsrail’in Lübnan operasyonlarını durdurmamasını da anlaşmanın ihlali olarak görüyor.
ABD ise İran’ı Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere saldırmak ve güvenli geçiş taahhüdünü yerine getirmemekle suçluyor.
Son günlerde Hürmüz Boğazı’nda ticari gemilere yönelik saldırılar ve İran’ın geçiş güzergâhları konusunda yaşanan anlaşmazlık, krizin en kritik başlıklarından biri haline geldi.
Krizin düğüm noktası Hürmüz Boğazı
Uzmanlara göre mutabakat metnindeki en büyük sorun, Hürmüz Boğazı’nın nasıl yönetileceğine ilişkin maddelerin oldukça genel ifadeler içermesi.
ABD, yalnızca İran’ın belirlediği rotayı kullanmayan gemilere ateş açılmasını mutabakatın ihlali olarak değerlendiriyor.
İran ise kendi egemenlik hakları çerçevesinde güvenli geçiş koridorlarını belirleme yetkisine sahip olduğunu savunuyor. Uzmanlar, Hürmüz Boğazı’nın mutabakatın uygulanması açısından ilk büyük sınav haline geldiği görüşünde.
Sürecin geleceği belirsizliğini koruyor
Trump’ın mutabakatın “sona erdiği” yönündeki açıklamalarına rağmen Washington müzakere kanalını tamamen kapatmış değil. Buna karşılık İran yönetimi, yeni saldırılar sürdüğü sürece diplomatik sürecin ilerlemesinin mümkün olmadığını belirtiyor.
Bu nedenle tarafların resmi olarak masadan kalkmamış olmasına rağmen, hem askeri gerilimin hem de karşılıklı güven krizinin derinleşmesi, barış görüşmelerinin ne zaman ve hangi şartlarda yeniden başlayacağına ilişkin belirsizliği artırıyor.


