Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’a deniz ablukası ilan etmesi ve Kızıldeniz’de petrol tankerlerini hedef aldığını açıklaması, küresel ticaretin en kritik boğazlarından biri olan Babülmendep’i dünyanın gündemine taşıdı. Gelişme, Orta Doğu’daki savaşın deniz ticaretine yayılabileceği yönündeki endişeleri artırdı.
Başlıklara göz atın
Yemen’deki İran destekli Husiler, Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukasını uygulamaya başladıklarını duyurduktan sonra Kızıldeniz’de iki Suudi petrol tankerine füze ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenlediklerini açıkladı.
Grup tarafından Telegram üzerinden yapılan açıklamada, Encelia ve Layla isimli iki Suudi petrol tankerinin “ablukayı ihlal ettikleri” gerekçesiyle hedef alındığı bildirildi. İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) da Suudi Arabistan açıklarında seyreden bir tankere kimliği belirsiz bir cismin isabet ettiğini ve gemide yangın çıktığını doğruladı.
Husiler, pazartesi günü yaptıkları açıklamada, Yemen’e uygulanan abluka ve Sana Uluslararası Havalimanı’na yönelik saldırılara misilleme olarak Suudi Arabistan’a deniz ablukası başlattıklarını duyurmuştu.
Türkiye’den kınama
Türk Dışişleri Bakanlığı da Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik deniz ablukası tehdidini kınadı.
Bakanlık açıklamasında, uluslararası deniz ticaretini ve seyrüsefer serbestisini hedef alan girişimlerin kabul edilemez olduğu belirtilirken, Türkiye’nin Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduğu vurgulandı.
Babülmendep neden bu kadar kritik?
Yaklaşık 32 kilometre genişliğindeki Babülmendep Boğazı, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan dünyanın en stratejik deniz geçitlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Bu boğaz aynı zamanda Süveyş Kanalı’nın güney kapısını oluşturuyor.
Dünya deniz ticaretinin yaklaşık yüzde 12’si, Avrupa ile Asya arasındaki konteyner taşımacılığının dörtte biri ve Orta Doğu’dan Avrupa’ya taşınan petrol ile sıvılaştırılmış doğal gaz sevkiyatlarının önemli kısmı bu rotayı kullanıyor.
Boğazın güvenliğinin zayıflaması veya ticaret gemilerine yönelik saldırıların artması halinde gemiler Afrika’nın güneyindeki Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalıyor. Bu rota ise sefer sürelerini iki ila üç hafta uzatırken yakıt, sigorta ve navlun maliyetlerini ciddi şekilde artırıyor.
İlk etkiler görülmeye başladı
Husilerin abluka açıklamasının ardından çok sayıda ticari gemi rotasını değiştirmeye başladı.
Gemi takip verilerine göre bazı petrol tankerleri rotalarını Süveyş Kanalı’na çevirirken bazıları ise Kızıldeniz’den tamamen uzaklaşmayı tercih etti. Avrupa Birliği’nin Kızıldeniz’deki Aspides Deniz Görev Gücü de ticari gemilere bölgeden mümkün olduğunca kaçınmaları yönünde tavsiyede bulundu.
Uzmanlar, tehdidin fiili bir deniz kapanmasına dönüşmese bile yalnızca risk algısının bile sigorta primlerini ve petrol taşımacılığı maliyetlerini yükseltebileceğine dikkat çekiyor.
Husiler kimdir?
Resmi adıyla Ensarullah Hareketi, 1990’lı yıllarda Yemen’in kuzeyindeki Saada bölgesinde ortaya çıktı.
Zeydi Şii kökenli hareket, zaman içinde Yemen merkezi yönetimine karşı silahlı mücadeleye başladı ve 2014 yılında başkent Sana’yı ele geçirerek ülkenin büyük bölümünde kontrol sağladı.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun 2015 yılında Yemen’e askeri müdahalede bulunmasının ardından Husiler ile koalisyon güçleri arasında uzun yıllar süren savaş yaşandı.
Batılı ülkeler ve Körfez ülkeleri, Husilere İran’ın finansman, eğitim, teknoloji ve füze-İHA desteği sağladığını savunurken, Tahran hareketle siyasi dayanışma içinde olduğunu ifade ediyor.
İran savaşının yeni cephesi mi?
Husilerin son hamlesi, ABD ile İran arasında tırmanan gerilim nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın ardından Babülmendep’in de risk altına girmesi ihtimalini gündeme taşıdı.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’nden dünya pazarlarına açılan en kritik enerji koridoru olarak görülürken, Babülmendep ise Süveyş üzerinden Avrupa’ya ulaşan petrol ve ticaret trafiğinin ana geçiş noktası konumunda bulunuyor.
Analistler, iki stratejik boğazın aynı dönemde baskı altına girmesinin küresel enerji arzı, deniz taşımacılığı ve tedarik zincirleri üzerinde ciddi baskı oluşturabileceğini değerlendiriyor.
Petrol fiyatları üzerindeki baskı artıyor
Jeopolitik risklerin yükselmesiyle birlikte petrol piyasalarında da dalgalanma yaşanıyor.
Piyasalar, Hürmüz ve Babülmendep gibi iki kritik boğazın aynı anda tehdit altında kalmasının küresel petrol arzını olumsuz etkileyebileceği endişesiyle gelişmeleri yakından izliyor.
Uzmanlara göre deniz taşımacılığında yaşanacak uzun süreli aksaklıklar yalnızca enerji fiyatlarını değil, küresel enflasyon ve tedarik zincirlerini de doğrudan etkileyebilir.


