Türkiye’nin envanterindeki S-400 hava savunma sistemlerinin Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) devredilmesi seçeneği Ankara ile Moskova arasında yeni bir diplomasi başlığı haline geldi. Middle East Eye‘ın haberine göre, aylardır kamuoyundan uzak şekilde yürütülen temaslara Rusya’nın olumlu yaklaşmasının arkasında hem askeri hem de siyasi hesaplar bulunuyor.
Başlıklara göz atın
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un Cuma günü yaptığı açıklama da, Türkiye’nin S-400’leri üçüncü bir ülkeye satmasına ilişkin görüşmelerin sürdüğünü dolaylı olarak doğruladı.
Peskov, konunun hassasiyetine dikkat çekerek istişarelerin devam ettiğini belirtirken, Middle East Eye’a konuşan Rus bir kaynak Moskova’nın yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
Türkiye’nin sistemleri üçüncü bir ülkeye satması fikrine Moskova’nın cevabı ‘Neden olmasın?’ oldu. Ancak çözülmesi gereken bazı teknik ve hukuki detaylar var. Nihai kararı Devlet Başkanı Vladimir Putin verecek.
Kaynağa göre Rusya açısından en önemli koşul ise Türkiye ile imzalanan ilk S-400 sözleşmesindeki şartların eksiksiz korunması ve BAE’nin de bu hükümlere uyması.
Rusya daha önce S-400’leri geri almayı da reddetti
Moskova, daha önce gündeme gelen “S-400 sistemlerinin Rusya’ya iade edilmesi” seçeneğine sıcak bakmamıştı. Bu nedenle Ankara ile Moskova arasındaki temaslar, sistemlerin üçüncü bir ülkeye devredilmesi seçeneği üzerinde yoğunlaştı.
S-400 formülü F-35 krizini çözebilir mi?
Türkiye’nin 2019 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın alması, Ankara ile Washington arasında ciddi bir krize neden olmuştu. Bu süreçte Türkiye, F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı’ndan çıkarılmış, ayrıca CAATSA yaptırımları kapsamında savunma sanayisine yönelik çeşitli kısıtlamalar uygulanmıştı.
ABD’nin Türkiye için ürettiği altı adet F-35 savaş uçağı ise teslim edilmeyerek hangarlarda tutulmaya devam ediyor.
Donald Trump’ın 2025 yılında yeniden ABD Başkanı seçilmesinin ardından iki ülke ilişkilerinde normalleşme süreci başlarken, F-35 programına dönüşün önündeki en büyük engel olarak S-400 sistemi öne çıkıyor.
ABD’nin 2020 tarihli Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası (NDAA), Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilebilmesi ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılabilmesi için Ankara’nın elinde hiçbir şekilde S-400 sistemi bulundurmamasını şart koşuyor.
Daha önce sistemlerin kritik bileşenlerinin sökülerek ABD koordinasyonunda güvenli bir depoda muhafaza edilmesi gibi alternatifler gündeme gelmiş olsa da, bu seçenek yaptırımların tamamen kaldırılması açısından yeterli görülmemişti.
Bu nedenle S-400’lerin üçüncü bir ülkeye satılması, Washington açısından yaptırımların kaldırılmasını mümkün kılabilecek en güçlü seçeneklerden biri olarak değerlendiriliyor. Satışın Türkiye ile BAE arasında gerçekleşecek olması nedeniyle ABD yaptırımlarının da ihlal edilmeyeceği ifade ediliyor.
BAE neden öne çıkıyor?
Middle East Eye’a konuşan kaynaklara göre BAE, Rus yapımı hava savunma sistemlerine yabancı bir ülke değil. Abu Dabi yönetimi halen Pantsir hava savunma sistemlerini aktif olarak kullanıyor ve son yıllarda savunma tedarikini farklı ülkeler arasında çeşitlendirmeyi hedefleyen bir politika izliyor.
Bu nedenle S-400’lerin BAE envanterine katılması, ülkenin mevcut savunma mimarisiyle de uyumlu bir seçenek olarak görülüyor.
Haberde görüşlerine yer verilen Avrupalı bir yatırımcı ise Rusya ile BAE arasında perde arkasında bazı görüş ayrılıklarının bulunduğunu belirtiyor.
Özellikle Moskova’nın İran’a sağladığı askeri destekten rahatsız olan Abu Dabi yönetiminin buna rağmen uzun menzilli hava savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla S-400 sistemlerine ilgi gösterdiği ifade ediliyor.
Moskova’nın hesabı ne olabilir?
Türkiye’nin S-400’leri üçüncü bir ülkeye devretmesine Rusya’nın prensipte olumlu yaklaşması Ankara kulislerinde de çeşitli değerlendirmelere neden oldu.
Kaynaklara göre Ankara’nın Cuma günü üçüncü ülkeye satış sürecine ilişkin resmi açıklama yapması planlanıyordu. Ancak söz konusu duyuru son anda ertelendi. Ertelemenin nedenine ilişkin ise herhangi bir bilgi paylaşılmadı.
Siyasi analistler, Moskova’nın bu satışa onay vermesi karşılığında Ankara’dan bazı stratejik beklentiler içerisinde olabileceğini değerlendiriyor.
Özellikle Türkiye ile Rusya arasında kritik öneme sahip ve süresi dolmasına rağmen henüz yenilenmeyen doğal gaz anlaşmasına ilişkin müzakerelerin devam etmesi, Kremlin’in bu süreçte farklı alanlarda diplomatik kazanımlar elde etmeyi hedefleyebileceği yorumlarını güçlendiriyor.


